ANKA TÜYÜ
Rüzgarın Kanatlarında, Ankara Uçağı
19:27, 30 Eylül 2022
Şüphesiz her şey dudağının saçağına kıvrılıp uzanmış munis bir gülümsemeyle başladı. İlk o zaman gördüm kalbimi gözlerinde. Bakışların bir nağme gibi uçuşup konuverdilerdi yüreğimin susuz tepelerine. Bir yağmur sağanağında karanlık geceyi şafağın üstünden nasıl çekip attığımı öyle şimdi gibi hatırlarım. Yine bir gecenin koynunda göğün karnını yara yara yol alıyorum. Önümde belirsiz duran hiçbir şey olmamış gibi bir dramın avuçlarında canhıraş bir inlemeye uyandığımı hayıf içinde anımsıyorum. Suyun ulaşmadığı topraklardan bir avuç kum ile içimin bereket ummanlarını gübrelemekle meşgulüm ancak.
Yine şüphesiz seninle her şey çok güzeldi. Ta başından... O her yanından elem ve ızdırabın aktığı şedid zamanlarımız hariç değil bundan. Nitekim yaşamak böylesi değerli değil miydi? Acısıyla da kıymetinin katmerleştiğini kim inkar edebilir? Geçen bir yazardan dinledim. Bana acı vermeli, diyordu, okuduğum her kitap içimi kanatmalı. Aksi halde o kitap okunmaya değer değildir. Kim bilir o din gününde okunmaya değer kitaplar yaşanmış acılardan damıtılmış hayatlar olacaktır. Biliyorum sende bundan fazlasıyla var. Tersine alasıyla mücadelen de var. Ben şahidim. Canını ne denli dişine takıp da gayret ve azmin çekiciyle zamanı nasıl örselediğini. Büsbütün envai türden engellere, zorluklara, bana, ona, buna, şuna, kendine rağmen. Baştacı edilircesine bir direnişle nicesiyle göğüs göğüse çarpıştığına da şahidim. Ve muzaffer bir savaşçı edasıyla, kanata kanata elde ettiğin o zaferinin tam tepesinde nasıl kurulduğunu da emsalsiz bir gurur içinde seyrediyorum. Dişlerimi biliyorum bu manzara karşısında. Öylesi bir sürur kaplayıvermiş ki her bir yanını tutup ondan bir parça koparmanın şehveti ile debelip duruyorum. Kolay değil ve dile kolay. Yıl Şubat 2011'le başladı... Ve yıl saati Eylül 2022'yi gösterirken devam ediyor. Taş gibi bir hayat. Tüm vefasızlara inat. Sana, bana, ona, buna, şuna, kendine inat. Tüm yarıyolda bırakılmışlıklara, sadakatsizliklere, tüm takozlara, tüm kem hamlelelere, bedenin tahammül sınırlarına inat pirupak bir mücadelenin muzafferi sensin.
Seninle yaşadığım hiçbir ana pişman değilim. Daha fazlasına talibim. Henüz yaşamış dahi sayamıyorum kendimi. Henüz bütün hususiyetlerinle içimde inkişaf etmedin zira. Sonrasında içime doluşan tüm o yeis ve vefalı bir aşığa yakışmaz duygu ve düşünce tufanından binler nedamet getiriyorum ki bilemezsin. Bir an dahi yüzümü ekşittiysem eğer ondan döndüğümü binlercesiyle ilan ediyorum.
Mevzu içimin içime sığmaması bazenleri. Usumun öte sınırlarında dolaşıp durması. Ben ki o zamanını kaybedenlerin ta kendisiyim. Henüz olmadığımın alametlerinden biri daha. Hiç olmamam gereken noktada olmam belki de müsebbip. Layık olmadığım zamanı yaşıyorumdur belki de. Bunu derince kurcalamak istemiyorum artık.
Kıymetlim, sevgilim... Nice oldu yazmadın. Yine en son yazıvermişim yine ben. Lütfet de aşık gönül kanıversin mürekkebinden artık anka tüyü kaleminin. Yaz ki çözülsün dilim. Çözülsün içimin düğümleri bir bir. Zira tıkandım artık. Tükenmenin uçurumunda tek ayak duruyorum.
Yorumlar
Yorum Gönder